|
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Altın Tesbih 1 Yine hazırlandı ve ikindi vakti evinden çıktı. Bu kez daha dikkat çekici kıyafetler giymişti. Onun için bu kaçıncı hazırlanışıydı ama imam efendi yine yanından geçip gitmiş, kendisini fark etmemişti. Her yanından geçenin dönüp bir kez daha baktığı Nurgül’ü bu genç imam neden hiç görmüyordu? Her seferinde yanından öylece geçip gidiyordu.Henüz yirmi bir yaşında genç bir kızdı. Güzelliğine diyecek yoktu. Uzun boylu, beyaz tenli, ela gözlüydü. Saçlarının uzunluğu ve muhteşemliği de kendisine başka bir güzellik katıyordu. Güzelliğinin de, ailesinin zenginliğinin de farkındaydı. Bu iki şeyi de isteklerini elde etmek için kullanmakta üstüne yoktu. Nurgül’ün uzun zamandır ilgisini çeken genç delikanlı, mahalle camilerinde imam idi. Ne yazık ki kendisiyle ilgilenen bu kızı hiç fark etmemişti. Oysa Nurgül onun imam olduğunu öğreneli beri her ezan vakti caminin önünden geçiyor, imam efendinin kendisini görmesini istiyordu. Eğer görürse muhakkak ki kendisine âşık olacaktı. Biliyordu. Nurgül’ün canına tak etmişti artık. Başka bir çare bulmalıydı. Yanından geçerken çantasını düşürüp alması bile imamın kendisine bakmasını sağlamamıştı. Babasının parasıyla bu işi de halledebilirdi nihayet. Düşündü. Ne yaparsa imam kendisiyle konuşurdu ki? Acaba cami için bağış mı yapsaydı ya da en pahalılarından halı mı hediye etseydi? Evet, olabilirdi ama bu da kendisini fark etmesini sağlamayabilirdi. Ona özel bir şey almalıydı. Bir tek ona ait olabilecek bir şey... Bütün gece aralıksız düşündü, durdu. Bu genç, yakışıklı imamın ilgisini ne gibi bir hediye ile çekebilirdi ki? Ertesi gün çarşıya çıkıp dolaşarak alacağı hediyeye karar vereceğine kendisini ikna edip uykuya daldı. Sabah kahvaltısında babasından yüklü miktarda para istedi. Babası ne yapacağını sormadan bir deste para koydu masanın üzerine. Teşekkür etti, dışarı çıktı. Bütün dükkânlarda alınabilecek hediyeler vardı. Gömlek, ayakkabı, namazlık... Ama klasik, herkesin düşünüp alabileceği bir hediye olsun istemiyordu. Sarrafın önünden geçerken vitrinde gördüğü şey onu olduğu yere çiviledi. Altın bir tespih... Hiç düşünmeden içeri girdi. Tespihe bakmak istediğini söyledi. Sarraf kibarca kızı bir süzdükten sonra vitrindeki tespihi çıkarıp gösterdi. Nurgül, tespihi özenle inceledi. Çok güzeldi. Mutlaka almalıydı. Bir imama alınabilecek en güzel hediye bu olurdu elbette. Fiyatını sordu. Cebinden çıkardığı bir deste paranın yarısını verdikten sonra güzel bir hediye paketi yapmasını istedi. Sarraf gözleri parlamış bir halde sevinerek paketi yaparken, Nurgül de kendisine ısmarlanan çayı içiyor, hediyesini bir an önce vermek için sabırsızlanıyordu. Paketi alıp çantasına koydu. Kendisi için de birkaç kıyafet baktı, beğendiklerini denemeden satın alıp çıktı. Bir an önce eve gitmek, yeniden hazırlanmak, süslenmek ve imam ikindi ezanına giderken ona yetişip hediyesini vermek istiyordu.Arabasına binip evine doğru hızla sürmeye başladı. Seyir sırasında ne cadde boyu süren yemyeşil ağaçları, ne gezen insanları, ne de yerlerde yiyecek arayan kuşları görebildi… Trafiğin yoğunluğu bile onu vereceği hediyenin mutluluğundan alı koyamamıştı. Tek düşündüğü caminin imamıydı. Bu kez onun ilgisini çekeceğine inanıyordu. Ne de olsa bu şanslı imam, ömründe hayatında göremeyeceği kadar pahalı bir hediye almış olacaktı. Nurgül’den başka ona böyle bir hediyeyi kim verebilirdi ki? Eve girer girmez, hizmetçiye arabasından paketleri almasını ve derhal banyoyu hazırlamasını istedi. Acele içinde hazırlıklarını bitirdiğinde ikindi ezanına daha yarım saat olduğunu gördü. Çantasından hediye paketini çıkarıp elinde bir süre tutarak kendi kendine gülümsedi. Alan el veren elden elbette üstündü ama bu öylesine bir şey değildi. Tek istediği imamın ilgisini çekmekti. Sonrasını kendisi de bilmiyordu. Onunla arkadaş olmak mı istiyordu, yoksa evlenmek mi? Hayır hayır, bir imam ile evlilik yapamazdı. Yaşam tarzları tamamen farklıydı çünkü. Ezan saatlerini bile onu takip ederken öğrenmişti. Ailesinden namaz kılan hiç olmamıştı, olamazdı da. Hediyeyi verirken ne demesi gerektiğini düşündü. Hiçbir fikri hoşuna gitmedi, en iyisi buna orada karar vermekti. Hemen açıp bakar mıydı acaba? Belki de böyle pahalı bir hediyeyi kabul etmeyecekti. Bazı insanlar böyle şeyleri gurur meselesi yapardı ne de olsa. Belki de zannettiği gibi olmayacak her şey istediği gibi ilerleyecekti. Saatine baktı. Ezana beş dakika vardı. Hemen ayağa kalkıp evinden çıktı. Şimdi onun geçeceği sokaktaydı işte. Kolundaki çantayı sımsıkı tutuyor, heyecanını böyle yenmeye çalışıyordu. Evet, geliyordu. Yanına doğru yürümeye başladı. Kendisine bu kadar güvenen Nurgül’ün şimdi neden bacakları titriyordu ki? Aralarında iki metre kalmıştı ki, durdu, imama seslendi:“İyi günler… Ben Nurgül...” devam edecek... Fatma Çetin Kabadayı 2009-03-07 21:40:05 |
||||||||||||||||||||||||||
|
Ara ki Bulasın !.. - 2010-02-15 22:02:57 Acemi Dedektif 1 - 2009-12-28 14:03:29 Ankara Gar' ında Bir Kadın... - 2009-12-15 19:44:38 Susamlı Çörek - 2009-12-07 15:36:50 En Büyük Fenerbahçe - 2009-12-07 15:34:31 Beni Görgüsüz! - 2009-07-20 21:19:26 Sizi gidi yalancılar... - 2009-07-10 00:12:21 Benimle Güzel Konuş! - 2009-06-12 21:27:50 Çocukla Çocuk Olmak... - 2009-05-28 21:45:54 Ne Kadar Naziksiniz! - 2009-04-30 22:50:14 Elleme Kardeşim... - 2009-04-14 14:56:31 Nerdesin Sedat? - 2009-03-27 14:53:55 Altın Tesbih 2 - 2009-03-16 18:54:24 Altın Tesbih 1 - 2009-03-07 21:40:05 |
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||